Alınmış Doğru Karardaki Eksiklikler: MİT’in Cumhurbaşkanlığına Bağlanması

Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 

Alınmış Doğru Karardaki Eksiklikler: MİT’in Cumhurbaşkanlığına Bağlanması

Andaç KARABULUT

İstihbarat toplum paradigmasında  “ajan” ile bütünleşmiş eksik bir bilgiden ibarettir. Haliyle kavrama hakim olamayan veya eksik bilgiler ile hakim olduğunu sanan veya devletlerin belli başlı kurumlarında çalışmış emeklilerin sadece “istihbarat”ı sahadan ibaret olduğunu sananlar, maalesef “istihbarat” gibi spesifik bir kavramın değerlendirilmesi ve uygulanışında hatalara ve bilgi kirliliğine sebep olmaktadır. Hâlbuki “İstihbarat” az olan girdinin bir analiz olarak çıkmasının nihai sonucu olarak yorumladığımızda, az olan veri ışığında doğruya en yakın analiz sonucudur.  Analiz’de teorik çerçevede, pratik ve tarihsel tecrübenin sentezlenmesi ile oluşur.

İstihbarat, arkaik toplumlardan günümüze kadar hem devlet bazında hem de sosyolojik olarak hayatın her alanında varlığını göstermektedir. Arkaik toplumlarda avcının avının izini sürmesi ve av hakkında elindeki az veri sayesinde bilgi edinmesi, bir kişinin bir ürünün indirimini takip etmesi ve ürünün indirime geçme süreci hakkında bilgi alması “istihbaratın” hem tarihsel hem de yaşantının olağan sürecindeki etkisini göstermektedir. Bu doğrultuda hem insan hem toplum hem de devlet bazında “istihbarat” sade bir kavram veya sadece bir “ajan”lıktan fazlasını bizlere sunmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Milli İstihbarat Teşkilatı’nın Cumhurbaşkanlığına bağlanması çok doğru ve yerinde bir karar olmuştur. Çünkü istihbaratta, istihbaratın toplanması, analiz edilmesi, karar alıcıya verilmesi ve bu sürecin tersten işleyerek uygulanmaya konulması kısacası bürokrasi hızlanmış oldu.  Bir diğer önemli konu ise bu istihbarat çarkının arasında geçen iletişim kanalı daralmış ve olası sızmalar engellenmiş oldu. Ancak bu alınan doğru kararda eksiklikler mevcut:

Her şeyden ziyade her istihbarat servisinin bir kültürü mevcuttur. CIA, Roma zamanının lejyonlarına çok benzemektedir.  Romalılar istihbarat ve bilgi akışı için sofistike sistemler geliştirmeye çalışmıştır. Ayrıca Roma’nın siyasi hedefleri içinde gizli operasyonlar düzenlenmiş ve çoğunda başarılı olmuştur. Bu doğrultuda CIA’nin Roma lejyonlarını örnek aldığı veya esinlendiği görülmektedir. Bir diğer örnek ise dünya istihbarat servislerinin şımarık çocuğu MOSSAD’dır. MOSSAD’da ise Mason lobisinin ve buna dair muhafazakârlığın ön planda olduğu alenen ortadadır. İngiltere’nin deniz kuvvetleri İngiltere güvenliği açısından çok önemli olduğu düşünüldüğünde deniz kuvvetlerinin başarısı MI6 servisini etkilemiştir. Bu doğrultuda Türk istihbarat sisteminde bir kültürün kült hale gelmesi gerekmektedir. Ancak bu örgüt kültürü oluşturulurken devlet ideolojisinden, tarihsel tecrübesine ve hatta ulusal güç unsurlarına kadar bütün faktörler göz önüne alınmalıdır.

Güçlü bir örgüt kültüründe kurumsal bir yapı vazgeçilmez bir gerçektir. Çağın bilim çağı olduğu düşünüldüğünde yapılacak olan her hamle bilimsel bir dayanak oluşturmalıdır. Verilerin elde edilmesinden; yapılacak analizlere kadar ve hatta uygulanacak politikalarda dâhil olmak üzere bu toptan eylemin bilimsel dayanağı olmalıdır. Ancak bu bilimsel dayanaklar üniversiteler, düşünce kuruluşları ve istihbarat servisi içerisinde oluşturulması gereken “İstihbarat Enstitüsü” ile gerçekleşebilir. (Arap Baharının mimarı olan Stratfor’un CIA’nin bir gölge kuruluşu olduğu düşünüldüğünde, Arap Baharı Stratfor’dan çıkan bir tezdir.)

Ancak ülkemizde düşünce kuruluşları ya siyaseten muhalefetlik etmekte ya da siyaseten bilimsel bütün yaklaşımlardan uzak sözcülük etmektedir. Bazı düşünce kuruluşlarının teorik ve felsefik yaklaşımlardan uzak olarak istatistik görevi veya sözcülük görevi üstlendiği görülmekte ve bu tip düşünce kuruluşlarının raporlarında bu durumlar yer almaktadır. Bu doğrultuda Milli İstihbarat Teşkilatı tamamıyla siyasetten izole olmuş bir düşünce kuruluşu ile çalışması gerekmektedir. Bu konuda hassas davranılması gereken diğer bir konu ise açılması gereken Milli İstihbarat Enstitüsü ve çevrimiçi kütüphanedir. Bu yolla “istihbarat” çalışan akademisyenler, sağlıklı verilere ulaşaraktan Milli İstihbarat Teşkilatı için “açık kaynak istihbarat” sağlayacaktır.

Lobiciliğin öğrenilmesi gerekmektedir. Maalesef Türkiye’nin en yetersiz kaldığı alan lobiciliktir. Hem dış politikada güçlü bir baskı aracı olacaktır hem de istihbarat temin etmede faydası olacaktır. Mossad ve CIA’nin en önemli istihbarat temin etme araçlarından biri olan lobiler bu doğrultuda önem teşkil etmektedir.

Sonuç olarak, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın Cumhurbaşkanlığına bağlanması geçte olsa doğru alınmış bir karardır. Ancak bu karar bürokrasiyi hızlandırmış ve sızmaların bir nebze önüne geçecektir. Asıl olan Milli İstihbarat Teşkilatına:

1-    Kültür oluşturulmalı ve kurumsallaşmalı

2-    Çağ bilgi çağı ve bu doğrultuda bilimsel dayanaklar oluşturulmalı

3-    Açık, online, çevrim içi kütüphane oluşturulmalı

4-    Lobicilik faaliyetleri öğretilmeli ve uygulanmalı.